Köpek Ve Kedilerde Kan Gazları Ve Asit Baz Dengesi

Köpek ve kedilerde solunum sistemi ve asit baz dengesini etkileyen hastalıkların teşhis ve tedavisi için kan gazları ile ilgili parametreler oldukça önemlidir. Oksijenlenme durumunu değerlendirmek için kan gazı ölçümleri yapılır. Elektrolit dengesizliği olup olmadığını belirlemek için elektrolitler, kan şekeri konsantrasyonunu değerlendirmek için glukoz testi, böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için Üre ve Creatinin testleriyle birlikte kan gazları tayini de istenebilir. Hayvanda solunumda zorluk, nefes darlığı, kusma veya bulantı gibi oksijen/karbondioksit veya ph dengesizliği semptomları varsa, ayrıca oksijen tedavisi sırasında tedavinin etkinliğini takip için, kafa veya boyun travması, solunumu etkileyen yaralanmalar geçirildiyse kan gazları ölçümleri gerekebilmektedir. Herhangi bir anormal kan gazı sonucu: - Yeterli oksijen alınmadığını - Yeterince karbondioksit atılamadığını - Böbrek fonksiyonlarında bir sorun olduğunu işaret ediyor olabilir. Kan gazı sonuçları birbiriyle ilişkilidir ve birlikte ele alınması gereklidir. Bazı sonuçların kombinasyonu anormal değerlerde ise asidoz veye alkaloza neden olan bir rahatsızlığı işaret ediyor olabilir.

Ölçülen parametreler:

. PO2 . PH . HC03 . PCO2 . Diğer ( K, Ca, Lactat, Na, HCT )

PO2:

Oksijenerasyon değerlendirmesi. Bu ölçüm solunum sistemi rahatsızlıkları ve metabolik ve solunuma ilişkin asit-baz dengesizliğinin teşhisi, takibi ve tedavisnde kullanılır. Solunumla ne kadar oksijen alındığını ifade eder ve kandaki oksijen miktarıyla ilişkilidir. Kanda çözünmüş oksijen basıncının bir ölçümüdür. Akciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesinde önemlidir. Akciğerlerin kanı oksijendirebilme yeteneğini gösterir. PO2 düşüklüğünde akciğerlerdeki makrofaj adı verilen savunma hücrelerinin fonksiyon kaybetmesine bağlı olarak akciğerlerin enfeksiyonlara açık hale gelmesine sebep olur. Azalan PO2 kandaki hemoglobinin oksijen taşıma yeteneğinin bozulmasına da işaret ediyor olabilir.

PCO2 (Karbondioksit kısmi basıncı):

Ventilasyon değerlendirmesi. Solunumla ne kadar karbondioksit atılabildiğini ifade eder. Primer solunumsal bozukluklar kan CO2 düzeylerinde değişimlere sebep olur. PCO2 ölçümleri solunum sistemi rahatsızlıkları ve metabolik ve solumnuma ilişkin asit-baz dengesizliğinin teşhisi, takibi ve tedavisinde kullanılır. Asit baz dengesinin solunumsal bileşeni PCO2, tansiyonun ya da kanda çözünmüş karbondioksit basıncının bir göstergesidir. PCO2, hücresel CO2 üretimi ile CO2’in solunumla atılması arasındaki dengeyi temsil eder. Birincil solunumsal asidoz (PCO2'deki artış) nedenleri hava yolundaki tıkanma, sedatif ve anestezikler, respiratuvar distres sendromu ve kronik akciğer hastalıklarıdır. Birincil solunumsal alkaloz (PCO2 deki azalma) nedenleri kronik kalp yetmezliği, ödem ve nörolojik bozukluklara bağlı hipoksi (hiperventilasyona neden olur) ve mekanik hiperventilasyondur.

PH:

Artmış PCO2 ile karakterize olup solunum baskılanmasıyla yeterince O2 alıp CO2 atılamamasıyla ilişkildir. Kan PH'ı vücutta dokuların fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için çok dar sınırlar içinde olması gereken biyokimyasal bir parametredir. Bu sınırların dışına çıkması durumunda ölüme kadar giden sonuçları olabilir. PH, kanın asidiklik yada alkaliklik indeksidir. PH ölçümleri solunum sistemi rahatsızlıkları ve metabolik ve solunuma ilişkin asit baz dengesizliği teşhis, takip ve tedavisinde h4>HCO3 (Bikarbonat): Baz açığı (BE) ve PH ile birlikte hastanın metabolik asidoz veya alkaloz yönüyle değerlendirilmesinde hekime yardımcı olur. Kandaki CO2'nin %70'i HCO3 halinde bulunur. Bikarbonat, vücuttaki asit–baz dengesindeki değişime ilişkin sayısız olası ciddi rahatsızlıkların teşhisi ve tedavisinde kullanılır. Kan plazmasında en bol bulunan tampon olan HCO2, kanın tamponlama kapasitesinin bir göstergesidir. Birincil olarak böbrekler tarafından düzenlenen HCO2 asit-baz dengesinin metabolik bir bileşenidir. Birincil metabolik asidoz (HCO2'de azalma) nedenleri ketoasidoz, laktat asidoz (hipoksi) ve diyaredir. Birincil metabolik alkaloz (HCO2'de artış) kusma ve antrasit tedavisidir.

BE (Baz Açığı):

Baz açığındaki değişimler asit baz değişimini gösterir. Negatifse metabolik asidoz, pozitifse metabolik alkalozu işaret eder. Ayrıca olgu metabolik mi yoksa solunumsal mı diye değerlendirmek için PH, PCO2, HCO3 parametreleri kombinasyonu göz önünde bulundurulur. Primer solunumsal bozukluklar kan CO2 düzeylerinde değişmelere sebep olur. Metabolik bozukluklarsa primer olarak plazma HC03 düzeyini etkiler. Bu aşamada metabolik denge kavramına vurgu yapmak gerekirse: - Volüm (Sıvı Dengesi) - Elektrolit Dengesi (Burada majör elektrolitler olan Na, K, Cl, HC03 dengesinden söz edilir.) - Asit-Baz Dengesi Kanın temel katyonu (pozitif yüklü iyon) Na (sodyum), temel anyonları (negatif yüklü iyon) Cl (klor) ve HCO3'tür (bikarbonattır). Metabolik alkalozda kanda HCO3 artışı vardır. Nedeni idrarla atılan her H iyonu için bir HCO3 geri emilir. En sık nedenleri uzun süreli kullanılan diüretikler, kusma, hipoparatiroiddir. Metabolik alkaloz böbreklerle fazla miktarda HCO3 atılarak kompanse edilmeye çalışılır. M. Alkalozun en bilinen etkisi sinir sisteminin aşırı duyarlılığıdır. Bunun da belirtisi tetanidir. Düşük PH tetaniye eğilimi azaltır. Metabolik asidozdaysa kardiak aritmiler, güçsüzlük hatta koma, solunum hızı ve değinliğinde artış görülür. Tüm organ yetmezliklerinde (özellikle böbrek, karaciğer, akciğer) önce metabolik asidoz görülür. Solunumsal asidozda kanda CO2 birikimi vardır. Genellikle solunumsal bir blokasyon sonucu oluşur (hipoventilasyon). Hastada huzursuzluk, uyuşukluk, kan basıncı yükselmesi gibi sonuçlar gözlenir. Solunumsal alkalozda ise kanda CO2 yükselmesi vardır. En sık nedeni hipervenilasyondur. Buna da anksiyeteye bağlı hızlı soluma, ağrı, kafa travmaları, zehirlenmeler sebep olarak gösterilebilir.

Laktat (Laktik Asit):

Kaslarda oksijensiz ortamda enerji üretimi sırasında oluşan bir maddedir. Hareket ve hafif egzersiz sırasında solunum ve dolaşım sistemi dokulara yeterli O2 taşıyabilmektedir. Egzersizin başlamasıyla laktik asit üretimi de artmaya başlar. Üretilen L.A. kaslardan alınarak karaciğere taşınır ve yeniden enerji kaynağı olarak kullanılmak üzere parçalanır. Oksijenin yeterli alınamadığı durumlarda (şiddetli egzersiz, akciğerlerdeki herhangi bir sorun) L.A. parçalanamaz ve kanda seviyesi artmaya başlar. Asidoza sebep olur ki asidozdaki yüksek asidik ortam da dokuların tahribiyetine sebep olur. Metabolik asidozun anyon açığıyla seyreden bütün formlarında laktik asidozu düşünülmelidir. Serum veya plazma laktat seviyesinin yükselmesinin tespiti tanıda önde gelen bulgudur. Laktik asidoza yol açan nedenler doku oksijenasyonunda primer azalma, septik şok, kardiyojenik şok, hipovolemik şok, mesanterik iskemidir.

Na (sodyum)-K (potasyum):

Potasyum sodyumla birlikte hücre içi ve dışında sıvı mineral dengesinin sağlanmasına, kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Besinlerin molelüker olarak hücre içine geçişini sağlar. Kalp ve kasların yapısının korunması potasyuma bağlıdır. Sodyum ise en önemli görevi sinir uyarılarının iletilmesine yardım eder. Sodyum ölçümleri elektrolit dengesizliklerin takibi amaçlı kullanılır. Kandaki sodyum ve potasyum için yapılan testler hipertansiyon, renal yetmezlik ve fonksiyon bozukluğu, kardiyak distres, dehidrasyon, bulantı ve ishal bulunan hastalıklara tanı konulmasında önemlidir. Ayrıca Akita ırkı köpeklerde ırk özelliği olarak hiperkalemi (kanda potasyum fazlalığı) görülebilir. Ayrıca erkek kedilerde alt idrar yolu hastalıklarında, erkek köpeklerde kistik taş durumlarında hiperkalemi tablosu olguya eşlik edebilir.

Cl (Klorür):

Hücre dışı sıvıda en fazla miktarda bulunan anyondur. Klor konsantrasyonu bikarbonat konsantrasyonuna ters oranda değişiklik gösterir. Klorür testi artelyal, venöz veya kapillar tam kanda sodyum nicelendirmesinde kullanım için tasarlanmıştır. Bununla sınırlı olmaksızın sistik fibroz, diyabetik asidozis ve hidrasyon rahatsızlıkları gibi elektrolit ve metabolik rahatsızlıkların teşhisi, takibi ve tedavisinde kullanılır. Hipertansiyon, renal yetmezlik ve fonksiyon bozuklukları, dehidrasyon, bulantı ve ishal görülen hastalıklara tanı konmasında önemlidir. Klorür değerlerindeki artış nedenleri olarak uzun süreli ishal, renal tubuler hastalık, hiperparotiroidizm ve dehidrasyon sayılabilir. Azalma ise uzun süreli kusma, yanıklar, tuz kaybettiren renal hastalık, aşırı hidrasyon göstergesi olabilir.

BUN (Üre):

Kan üresi azotu düzeyi böbrek fonksiyon bozukluğunun veya böbrek yetmezliğinin bir göstergesidir. Üre azotu değerindeki artışın bazı nedenleri arasında prerenal azotemi (örn. şok), postrenal azotemi, yüksek protein diyeti sayılabilir. Azalma nedenleri arasında ise gebelik, ciddi karaciğer yetmezliği, aşırı hidrasyon sayılabilir.

Crea (Kreatinin):

Crea ölçümü, renal hastalıkların tanı ve tedavisinde, renal diyalizin görüntülenmesinde ve diğer idrar analitlerinin ölçülmesinde bir hesaplama temeli olarak kullanılır. Kreatinin düzeyleri temel olarak anormal renal fonksiyon ile ilişkilidir ve glomeruler filtrasyom hızında önemli bir azalma olduğunda ya da idrar eliminasyonu engellendiğinde meydana gelir. Kreatinin konsantrasyonu, üre ve ürik asitten daha iyi bir renal fonksiyon göstergesidir. Çünkü diyet, egzersiz ve hormonlardan etkilenmez. Kreatinin düzeyi yükselmiş bir üre değerinin prerenal ve renal nedenlerini birbirinden ayırmak için BUN ile birlikte kullanılır.

Hematokrit (HCT) VE Hemoglobin (HB) :

Hematokrit testi arteriyel, venöz ve kapillar tam kanda paketlenmiş kırmızı kan hücresi hacim fraksiyonu nicelendirilmesinde kullanım için tasarlanmıştır. Hct ölçümleri anemi, eritrositozis durumları ve travma veya ameliyat sonucu kan kaybını içeren ancak bunlarla sınırlı olmaksızın normal veya anormal toplam kırmızı kan hücre statüsünün tespiti ve takibinde yardımcı olur. Hematokrit düzeyindeki artışsa dehidrasyon, diüretik tedavisi ve yanıklarda olduğu gibi sıvı kaybından ya da kardiyovasküler ve renal bozukluklarda olduğu gibi kırmızı kan hücrelerindeki artıştan kaynaklı olabilir.

Ülker Kayabunar

Ada Veteriner Polikliniği Hekimi

SOCIAL MEDIA
ADA VETERINARY POLYCLINIC Levent Mah. Sülün Sk. No:14 1. Levent - Beşiktaş / İstanbul Tel : 0212 324 67 32 Tel : 0212 324 67 33 Gsm: 0530 403 55 05 E-posta: [email protected] Web: www.adaveteriner.com We are open everyday from 9.00am to 10.00pm
This site has been prepared with Neta Website infrastructure.
Cookies are used on our website to provide better service. By using our website you accept cookies.
WhatsApp Support